Ekim 21st, 2008
Çekmece’den Maltepe’den ileri
Gitmemiş Sâdâbâd çelebileri
Alem tepesine AlemdaÄŸ derler…
Böyle bilmiş böyle yazmış eserler.
Dağlar var karanlık, dağlar var beyaz.
Korka korka eteğinden öper yaz;
Ağrıdağ, Babadağ, Gâvurdağ, Ilgaz
Kubbelerdir…dolaşır, aşılmaz.
Tendürük’te, Kop’ta Palandöken’de
Kurtların payı var gelip geçende…
Ki alırlar vermek istemesen de!
(Åžiirin devamı …)
Eylül 22nd, 2008
Yatırırken bu sedef kakmalı şimşir beşiğe
Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı?
Perdelerden taşırıp neyleri çığlık çığlık
Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.
Bir, ipekten ve köpükten yaratılmış yumuşak
Tüyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.
Kıyılardan, ovalardan dererek inciyle,
Çiyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ’yı.
(Åžiirin devamı …)
Eylül 12th, 2008
Kayıklarla kayıkçılar
Dalgıçlarla balıkçılar
Bilirsin:ne ister,deniz!
Kendini bu isteklerin:
Yelkenlerin küreklerin
Altına seriver, deniz!
(Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 30th, 2008
Hastalık, sevgisizlik, öksüzlük…
Neler geçirdim ben!
Çıkabilseydi bir, “güzel” diyecek
Güzelleşirdim ben!
ARİF NİHAT ASYA
AÄŸustos 27th, 2008
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
(Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 22nd, 2008
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden….
Senin de destanını okuyalım ezberden…
Haberin yok gibidir taşıdığın deÄŸerden…
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baÅŸtasın…
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
(Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 17th, 2008
Çocuk, çok sevdi aÄŸacı…
Verirdi ona, her kış
Çiçekleri olaydı!
AÄŸaç, çok sevdi çocuÄŸu…
Öperdi altın saçlarından
Dudakları olaydı!
(Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 17th, 2008
Türküm müjdeydi ülkeye
Gezdim söyleye söyleye
Bir gün söylemedim diye
Türküm beni tanımadı
Onlar bacım,onlar ağam
Onlardır sevincim tasam
Ahmet’im, Mehmet’im, Suna’m
Güllü’m beni tanımadı
Elimde doÄŸmuÅŸ kuzular
Bir gün benden soğudular
Sordum ne oldunuz ne var
Sürüm beni tanımadı
(Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 13th, 2008
Yaşamaktan mı yorgunum,bilmem
Seni günlerce beklemekten mi?
Yine yoldan geyik geyik sekiÅŸin
Gün sönerken mi,ay batarken mi?
Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?
Yine kalsın mı, dizlerimde başın
Yine koynumda can çekiÅŸsen mi…
Kim sorar,ey hayat,kim düşünür
Ki vakit geç mi yoksa erken mi?
Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?
(Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 5th, 2008
Varsın biraz da yollar çeksin benim cefamı
Artık verin çocuklar, artık verin asamı!.
Bir baÅŸka kainata, bir baÅŸka yurda yol var;
Siz örtünün garipler siz örtünün abamı!
Yorgun düşüp uzandım altında asumanın;
Gölgende buldum ey dal bir anne ihtimamı.
Şahane manzaraydı dünya sınırlarında
Bir kubbenin rüku’u, bir zirvenin kıyamı.
(Åžiirin devamı …)