Aralık 18th, 2008
Ramak kalmıştı
Gelmesine ölümün
Bir an bile deÄŸil
Çıplak bir el
Belirdi birdenbire
Gelip tuttu elimi
Günlere haftalara
Yitik renklerini
Kimdi bu geri veren
İnsansal evrenin
O bitimsiz yazına
Gerçekliğini geri veren kimdi
(Åžiirin devamı …)
Ekim 23rd, 2008
Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Korkuyorum senden
Korkuyorum yanınsıra gidenden
Pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından
Söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı-yavaş zamandan
Korkuyorum senden
Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır, sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya
katlanmam
sevgilim…
ARAGON
Ekim 4th, 2008
Bir kar altında
birinde bir çocuk
fırlatıp attı ruhunu
ama bilmiyordu
kapatıyor gözlerinin kapaklarını
Bir çift
bir kadın ve bir erkek yani
birinde birinde
yol boyunca yol boyunca
ikili bir çift ikiden
(Åžiirin devamı …)
Eylül 22nd, 2008
Ne kadar ufuk deÄŸiÅŸsekte
Yürekte ahenksizlik kalan
KiÅŸiler kiÅŸiler kiÅŸiler
Bütün bu saçmalıklar içinde
Sadece dekoru bize kalan
O alıp hep eve getirirdi
Aptal ve yobaz olanları
Okurdum tembelce uzaklaşmayı
Mevsimden kaçan bir gün gibi
Sadece dekoru bize kalan
(Åžiirin devamı …)
Eylül 12th, 2008
Şöyle yazılmıştı aşk üzerine
Yangın halinde yasak çıkış kapısı
Gökyüzüne de şunlar yazılmıstı
Yanılıyorsunuz buradan gidilmez
Ve geceye de şunlar yazılmıştı.
Gecenin üzerine hiçbir şey yazılmamıştı.
ARAGON
Eylül 9th, 2008
Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde
Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde
(Åžiirin devamı …)
Eylül 6th, 2008
Sen ey o çiçekler ey o değişmeler ayı
Bulutsuz geçen mayıs bıçaklanmış haziran
Bir daha artık ne o gülleri ne o leylakları
Bir daha o ilk yazı unutamam hiçbir zaman
O korkunç kuruntuyu unutamam bir daha
Alayı çığlığı kalabalığı güneşi
Aşk arabalarını Belçika hediyelerini
Havayı o arı uğultulu yolu sonra da
O sakınmasız utkuyu kavgaları aşan
Öpüşmenin kızıla döndürdüğü o kanı
Çılgın halkın leylaklarla donattığı
O ölüme gidenleri unutamam artık dünyada
(Åžiirin devamı …)
Eylül 2nd, 2008
Mayıs’ta ölmüş dostlar için
Sadece ama sadece onlar için
İncelik olmalı kafiyelerimde
Gözyaşlarım gibi silahların üstünde
Ve tüm yaşayanlara
Değişse de rüzgarla
Ölüler adına orda bilensin dursun
O beyaz silahı pişmanlık duygusunun
Evli sözcükler yara almış sözcükler
Suçun basbas bağırdığı kafiyeler
(Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 30th, 2008
Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Zaman sensin
Zaman kadındır ister ki hep okşansın
Diz çökülsün hep
Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına.
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiğin ayna gibi.
Zaman sensin, uyuyan sen
Åžafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan, bir bıçak gibi…
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu mavi çanaklarda kan gibi
Durdurulmuş zamanın işkencesi
Ah bu daha beter işkence hiç mi hiç giderilmemiş istekten
Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler
Asıl demek istediğim bu.
(Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 27th, 2008
Bu mevsim insanlar
Taş gözlü korku ayaklılar
Gözbebeklerindeki rüyalar
Kafeste vahÅŸi hayvanlar
Manzaranın tozu
AteÅŸ ve demir
Günün büyük oyunu
Eski talanlara direnir
Kuruntusuz ormanda
Gidiyor kurtlar kadife adımlarla
Her günün vebasıdır
Güneşin canavarlığında
(Åžiirin devamı …)