Ekim 26th, 2008
I
Kumrular sokağı hüzzamdı bir zaman
Kale’ye rast vaktinde çıkılırdı
Gariptir, Sezenlerdeki hanende
Çekip gitti Sarguttan bir ay önce
II
Posta caddesi, Taşhan, Karpiç ve diğerleri
Ama artık meyhaneler kalmadı Ankara’da
Belki bundandı Cemal Süreya’nın Kızılay’da
Huzursuz bir zürafa gibi dolaşması
AHMET TELLİ
Eylül 6th, 2008
(Öner’ in anası için)
Kayıp duruyor bakışları
duvardaki resme ve kapıya
oÄŸul mu beklediÄŸi, sevgili mi
Belli ki yaşıyorlar hala
uzun uzun yaşıyorlar belli ki
bırakıp gittikleri anılarıyla
Çıkıp gelirler bir gün belki
Üşümüştür çünkü toprağın
soğuk yalnızlığında birisi
Öteki arkasında parmaklığın
AHMET TELLİ
Eylül 2nd, 2008
Bütün bir gün sırtüstü
uzanıp dere kıyısında
dinledik suyun akışıyla
kavakların hışırtısını
Mor incirler kopardık
kuÅŸluk vakti dallardan
soÄŸuttuk soÄŸuk sularda
ürküterek kurbağaları
Öğleye doğru köylüler
bir sepet kehribar üzüm
ve domates getirdiler
bir topak da peynir
(Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 27th, 2008
Kimdi cesaretimi kıran,üstelik
Yeni serüvenlere hazırlarken kendimi
Sesimi cılız,rüzgarımı yelkensiz
Bulan kimdi, ki ÅŸimdi geniÅŸ zaman
Kipiyle düşürüyor gölgesini anılarıma
Ama kimdi adını bir kadına ödünç verip
Doruklara çekilen büyülü doruklara
Biz Asmin dedik ona,sevgilim,kadınım,
Anamdı belki, ama o çoktandır
Üç bin metrenin altına inmiyor artık
İçimde bir fil sezgisi,kopup gitmeliyim
Dağlara yazmalıyım aşkı ve ayrılıkları
Asminli düşler kurmalıyım ya da birisi
Karşılık bulmalı canımı yakan sorulara
Kim demiyorum kim olursa olsun (Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 22nd, 2008
-Karlar tozarken bekle
Ortalık ağarırken bekle
Kimseler beklemezken bekle beni
K.Simonov
I
Bekle beni küçüğüm
umudu karartmadan
sevinci yitirmeden bekle
döneceğim bir gün elbet
bekle beni
Bahar geldiÄŸinde
kırlara çıkacaksın
dizboyu otlar üstünde
koÅŸ koÅŸabildiÄŸince
ve sakın yitirme neşeyi
(Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 13th, 2008
Beklenmedik bir anda terk edilmişsindir bütün sevdiklerince
Suçlamak istemesende hiç kimseyi üzünçle yanmakta yüzün
Adını bile koyamadığın bir boğunç dolmakta şimdi yüreğine
Ve usulca aÄŸmaktadır gözlerinin peteÄŸine aÄŸulu bir hüzün…
AHMET TELLİ
AÄŸustos 12th, 2008
Aşk donuklaşmış,
Pencereler yaÄŸmura hapsolmuÅŸ,
Uzaklardaki sesin, ya da yanıbaşımdaki sesin
Yağmuru bölüyor,
Belki beni çağırıyor, belki katı ruhumu,
SarhoÅŸluk bu olsa gerek,
Ya da okyanusun dibi gibi birÅŸey,
Tek fark aÅŸk donuklaÅŸmış…
AHMET TELLİ
Temmuz 28th, 2008
Aşklar mı diyordun,
anladım
Senin incindiÄŸin,
benimse
Yollara düştüğümdür yeniden
AHMET TELLİ
Temmuz 26th, 2008
Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde
Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada
Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık
Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda
Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide
Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor
Ya da erteletiyorum biletimi son anda
(Åžiirin devamı …)
Temmuz 13th, 2008
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Masallardaki ÅŸehzadeleri anlat bize
(Åžiirin devamı …)