Eylül 22nd, 2008
Sus, kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuÅŸam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, diÅŸlerinde elma kokusu
Bir daha hangi ana doÄŸurur bizi? (Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 27th, 2008
Gözlerinin pınarında
Bir bulut,
Boşandı boşanacak
Nerdeyse.
Aklımdan geçenleri
Okuyorsun su gibi.
Dünya gördü
Bizi boÄŸazladılar… (Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 22nd, 2008
Bir mavi gül bahçesi yorganım
uyku saçlarımın meçhul şarkısı
sonra yastığımda ilk gölgen kızlık
ve ilk unutuluş hürriyet raksı
yumuşaklığında köpükten öpüşlerin
mukaddes günahlar cenneti oda (Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 21st, 2008
Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim.
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..
AHMED ARİF
AÄŸustos 16th, 2008
Maviye/Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine/Rüzgarda asi,
Körsem/Senden gayrısına yoksam
Bozuksam/Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık… (Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 16th, 2008
Ve güneş yasak
Duvarlar vardır
Ve korkunçtur yalnızlığı ranzaların
Sen yatağında yanüstü düşmüşsün
Dudaklarında dost cıgaran
Kaysılar belki bu gece çiçek açacaktır
Çalmış kışlaların yat boruları
Kalmışsın en güzel kavgaların haricinde (Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 13th, 2008
Seni anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard- arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuÅŸ uyur, zindan uyurdu
Dışarda gürül- gürül akan bir dünya… (Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 12th, 2008
Yangınlar,
Kahpe fakları,
Korku çığları
Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.
Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
Pusatsız, duldasız, üryan
Bir cana bir de baÅŸa (Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 11th, 2008
Beni, gözlerin götürür
Gözlerin
AÅŸkla, acıyla…
Kuşatmışlar
Sesimi, soluÄŸumu
KesilmiÅŸ
Tuz-ekmek payım
Vurgunum (Åžiirin devamı …)
AÄŸustos 5th, 2008
Bir akşamüstüdür şarabî
Bahçeler ve dağlar üzre hükümran;
Tam dünyayı dolaşmak saatindesin.
Ay ışığı su içer birazdan.
Kızarmış kalçalarını çanlar
AlabildiÄŸine vurur.
Sen çocuk tulumunda
Matbaa mürekkebi
Rüsva olmuş ellerinin emeği,
ManÅŸetlerde kilometre kilometre yalan
Sallanır durur. (Åžiirin devamı …)