Ekim 30th, 2008
Kara gözlüm bu ayrılık yetişir,
İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
Elim deÄŸse akan sular tutuÅŸur
İçim dışım yanar oldu gel gayrı.
Ayların sırtında yıllar taşındı,
Sanma ki garibi eller düşündü.
Bebekler evlendi,yollar aşındı
Kozalaklar çınar oldu gel gayrı. (Åžiirin devamı …)
Ekim 23rd, 2008
Sarıcadüzü’nde bir yığın toprak
Sulanır her sabah göz yaşlarımla
Mihriban, Mihriban uyan da bir bak!
Hasret düğüm düğüm ak saçlarımda
Ardıçlı aÄŸaçlarda gene ay doÄŸar…
Akasya gölgeleri delik - deÅŸik…
Bir pınar ağlar sabahtan akşama dek
Yapraklar sallanır, ışıklar söner
Büyüdükçe büyür içimde bir dert
BEKLEMEK…
ABDURRAHİM KARAKOÇ
Ekim 21st, 2008
-1-
Ter kokuyordu Çukurova tarlaları
Irgat Türküleri duyuluyordu uzaktan
Ekin biçiyordu yalınayak köy kızları
Elleri kabarıyordu oraktan.
Gökbelen dağlarına yağmur yağıyordu;
Yetimler mahallesinde bir çocuk ağlıyordu
-2-
Kan kokuyordu doğunun çimenli yayları;
Silah sesleri geliyordu Şırnak’tan.
Oğulsuz koymuşlardı ak saçlı anaları;
Tütünler tedirgin olmuştu ocaktan.
Cilo dağlarında kamalaklar üşüyordu;
Garipler köyünde bir gelin düşünüyordu (Åžiirin devamı …)
Ekim 3rd, 2008
O dedi ki:
Bir gün bana gönül verdin
‘AÅŸktır benim mayam’ derdin
Sonsuz bir hisle severdin
Aklında mı?
Ben dedim ki:
AÅŸktan yana, histen yana
Gayri sual sorma bana
Belki dün bilirdim ama
UnutmuÅŸum!
O dedi ki:
Yüreğime ektin bir köz
Yaralarım oldu göz göz
Yemin edip verdiğin söz
Aklında mı?
Ben dedim ki:
Yanan yakar iyi bil ki
Ben de yaralıyım belki
Unutmak ayıp değil ki
UnutmuÅŸum!
O dedi ki:
Yalan söylemezdin yani
Unutmam derdin sen beni
Sormak suç olmasın yani
Aklında mı?
Ben dedim ki:
Hangi yalan, hangi gerçek?
Meyvesini yedi çiçek
Soru sorma, cevabım tek;
UnutmuÅŸum! (Åžiirin devamı …)
Ekim 3rd, 2008
Yalan dolan ile devran sürmeyi
Biz ne bilek beyim büyükler bilir
Milletin başına çorap örmeyi
Biz ne bilek beyim büyükler bilir
Rüşvet vermek rüşvet almak nasıl şey
Hazineden para çalmak nasıl şey
Terlemeden zengin olmak nasıl şey
Biz ne bilek beyim büyükler bilir (Åžiirin devamı …)
Eylül 22nd, 2008
Al elmalar yeşil dalı eğince
Yaprakların ucu yere değince
Bak o zaman topraktaki sevince (Åžiirin devamı …)
Eylül 22nd, 2008
Görmeden, doğduğum gecenin seherini
Ellerim deÄŸmeden anama,
Ve günah izi yokken dudaklarımda,
Bebeklere has bir dille aÄŸlayarak,
SANA geliyorum SANA
Çırılçıplak
Köklerim sığmadı zamana;
Silktim ham meyvelerimi utandım da,
Bir garip ağaç oldum aşk ükesinde,
Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak
SANA geliyorum SANA
Dal-budak (Åžiirin devamı …)
Eylül 22nd, 2008
Sılaya dön diye mektubun geldi;
Sılayı sılada yitirdim anam.
Biten takvimlere sattım gençliği,
Uykuyu rüyada yitirdim anam.
Özü bulmak için indim derine;
Geç değdi ellerim dost ellerine.
Salınca gönlümü mahşer yerine,
Dünyayı dünyada yitirdim anam. (Åžiirin devamı …)
Eylül 22nd, 2008
Ay ışığı pencereden girende,
Senden yana hayâl kurmak ne güzel.
Ya bir otobüste, ya bir trende,
Gurbet ilden sana varmak ne güzel.
Aşkın mayasını senden alıp da,
Şekillendim sevda denen kalıpta.
Evinizin kapısını çalıp da,
İlk çıkandan seni sormak ne güzel. (Åžiirin devamı …)
Eylül 22nd, 2008
Vardığın dergahta post ol, büyürsün
Gördüğün garibe dost ol, büyürsün
Meclise devam et, el sürme mey’e
Girdiğin sohbette mest ol, büyürsün.
ABDURRAHİM KARAKOÇ