Haziran 30th, 2008
Yüreği ağzında bir çocuk
Gibi alırken kalemi elime
Beceriksiz, acemi ve olasıya
Yapayalnızım her defasında
Bu sonuncu olsun diyorum
Ömrümün eksiksiz tek şiiri
Yazılsın artık kırk yaşımın
Ve bir aşkın bittiği bu gece
Akbabalar bin yıl kelebekler
Bir mevsim yaşarlarmış ki aşk
Da kısa ömürlüdür, başlar
Gibi biter yaÅŸanmışsa eÄŸer (Åžiirin devamı …)
Haziran 26th, 2008
Farzet ki bu aşkı yaşamadık seninle
Farzet ki hiç bir geceyi paylaşmadık ikimiz
Farzet ki saçlarını bile hiç okşamadım
Hadi git, gözlerime baka baka git
Hadi git, hayatımdan çıka çıka git
Hadi git, yüreÄŸimi yaka yaka git (Åžiirin devamı …)
Haziran 26th, 2008
Ya hep ya hiç sevgilim
Ya seninle ya sensiz
Olamaz baÅŸka biri
Ya seninle ya sensiz!
İstersen al at beni
İstersen yarat beni (Åžiirin devamı …)
Haziran 26th, 2008
Hoyrattır bu akşamüstüler daima.
Gün saltanatıyle gitti mi bir defa
Yalnızlığımızla doldurup her yeri
Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,
Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan
Lavanta çiçeği kokan kederleri;
Hoyrattır bu akşamüstüler daima.
Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
Unutuşun o tunç kapısını zorlar
Ve ruh, atılan oklarla delik deşik;
İşte, doğduğun eski evdesin birden,
Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven,
Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
Ve cümle yitikler,maÄŸluplar,mahzunlar…
Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir.
Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir;
İnsan yağmur kokan bir sabaha karşı
Hatırlar bir gün bir camı açtığını
Duran bir bulutu,bir kuş uçtuğunu,
Çöküp peynir ekmek yediÄŸi bir taşı…
Bütün bunlar aÅŸkın güzelliÄŸiyledir. (Åžiirin devamı …)
Haziran 26th, 2008
Son bulut sıyrılınca üstünden
Beyaz alevden bütününle sen
Hayalimde belirmeden daha,
Gece yeryüzü varıp uykuya
Issızlıkta ay inince suya
Benzedin odamda bir sabaha.
Aman dur! ve hiç kıpırdama ki,
KusursuzluÄŸunda baÅŸlar belki
Kalbi ulaÅŸtıran yol Allah’a (Åžiirin devamı …)
Haziran 21st, 2008
Şiirler yazdım, türküler söyledim
En çok birilerini sevdim, en çok
Aynalara sürdüm yüzümü olur olmaz yerde
Dişimi çiçeklerle biledim
Yorgunum diyorsam da inanma, deÄŸilim
Yaşarım daha yıllar yıllar
Ellerim hep böyle yaramın üstünde (Åžiirin devamı …)
Haziran 21st, 2008
Pencereme dolanma ayışığı
Rüzgarın soluğuyla titreye titreye
Ağaçların hatırını sor
- Yoksul ve kimsesizdirler
Denizlerin dibinde oynaşıp duran
Balıkların sırtlarını ışıt (Åžiirin devamı …)
Haziran 21st, 2008
İşte bir ses geçiyor sıkıntıdan
baksam pencerede yaÄŸmur da var,
hani saçlarını ya da göğsünü
çok ince bir hüzünle bezeyen.
Oyuncaklar da var yalnızlıktan
bir parkta ölümü güzel kılar,
hani sarmaşıkça uzandığın yatakta
durmadan aşıladığım sana.
Hayır yaşamıyor suda o balık,
bir yanıltı daha çiçek aldığım.
Herkesin bebeÄŸi var odalarda
ölüme ve daha sıkılmak için.
Uzayan sakalım sabaha kadar
uçup giden bir kuş koynundan,
belki yanında bile olmadım. (Åžiirin devamı …)
Haziran 21st, 2008
Hocan Bedri Rahmi
-renkli güneşler
bir iki kalın sözlük
nakışlı veremler
ve doÄŸurgan aÅŸklar yerdi bir oturuÅŸta-
çok kalabalık bir halk yüzüyle öldü;
haftada üç gün
gezdirirdi sizleri Tophane’de.
Kazıbilim’de çanak-çömlek deÄŸil
bayat ekmek ve zeytin
yamalı bir gençlik
sahtiyan bir yalnızlık
bulun diye.
Ne yazık, esrarı
ve trahomlu bir gözün
düşman bakışını ilk tanıdığın yer
KarabaÅŸ’ın mahallesinden
tek desen yok defterinde.
AHMET OKTAY
Haziran 21st, 2008
Anısı biz olalım bu sokakların
öpüşmediğimiz tek saçak altı
hiçbir otobüs durağı kalmasın
Biz yürüyelim kent güzelleşsin
gürültüsüz sözcükler bulalım
yeni sevinçlere benzeyen
Biz gelince bir yaÄŸmur baÅŸlar
yüzün çizilir buğulanan camlara
bir uzun karatma biter
akasyalar köpürür birdenbire
ve her avluda adınla anılan
çiçekler sulanır akşamüstleri
Bir arkadaş evinde uğrarız yolüstü
bir fincan kahve içeriz, ısıtır bizi
başını sessizce omzuma koyarsın
gülüreyhan olur soluğun
Biz kalırız kuşlar dönüp gelir
her balkonda bir menekÅŸe sesi (Åžiirin devamı …)